İtirazın İptali Davası Nedir?

İlamsız icra takibi, alacaklıların mahkeme kararı almadan para ve teminat alacaklarını tahsil etmek amacıyla başvurabildiği en yaygın icra yollarından biridir. Ancak borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz etmesi halinde takip kendiliğinden durur ve alacaklı, haciz gibi takip işlemlerine devam edemez.

Borçlunun yaptığı itiraz, alacağın gerçekten mevcut olmadığı anlamına gelmez. Bu durumda alacaklı, alacağının varlığını mahkeme önünde ispat ederek duran icra takibinin devamını sağlayabilir. İşte bu amaçla başvurulan hukuki yollardan biri itirazın iptali davasıdır.

İtirazın iptali davası, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunu ileri süren alacaklı tarafından açılır. Mahkeme tarafından itirazın haksız olduğuna karar verilmesi halinde durmuş olan icra takibi kaldığı yerden devam eder. Ayrıca şartların bulunması durumunda borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.

Uygulamada özellikle ticari alacaklar, kira alacakları, hizmet bedelleri ve çeşitli sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda itirazın iptali davasına sıklıkla başvurulmaktadır. Ancak bu davanın açılabilmesi için belirli şartların bulunması, dava açma süresinin kaçırılmaması ve alacağın usulüne uygun delillerle ispat edilmesi gerekir.

Bu yazıda itirazın iptali davasının nedir, hangi durumlarda açılır, dava şartları ve süreleri, görevli mahkeme, ispat kuralları, icra inkar tazminatı ve uygulamada en çok merak edilen diğer konuları ele alacağız.

İtirazın İptali Davası Nedir?

İtirazın iptali davası, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle duran takibin yeniden devam edebilmesi amacıyla alacaklı tarafından açılan davadır. Borçlunun süresi içinde yaptığı itiraz, icra takibini kendiliğinden durdurur. Bu durumda alacaklı, alacağın gerçekten mevcut olduğunu ve itirazın haksız olduğunu ileri sürerek mahkemeye başvurabilir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde (İİK 67) düzenlenen itirazın iptali davası, uygulamada en sık karşılaşılan alacak davalarından biridir. Özellikle sözleşmeden kaynaklanan alacaklar, ticari ilişkiler, kira alacakları ve hizmet bedelleri gibi birçok uyuşmazlıkta bu dava yoluna başvurulabilmektedir.

İtirazın İptali Davasının Temel Özellikleri

  • İlamsız icra takibine yapılan itirazdan sonra açılır.
  • Hukuki dayanağını İİK m.67 hükmünden alır.
  • Borçlunun itirazının haklı olup olmadığının mahkeme tarafından incelenmesini sağlar.
  • Takibe konu alacağın varlığı ve miktarı yargılama sırasında değerlendirilir.
  • Davanın kabulü halinde duran icra takibi devam eder.
  • Şartları varsa icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.

İtirazın iptali davasının temel amacı, borçlunun yaptığı itirazın haksız olduğunun tespit edilmesi ve duran icra takibinin yeniden işler hale getirilmesidir. Mahkeme tarafından davanın kabul edilmesi halinde alacaklı, başlattığı icra takibine kaldığı yerden devam edebilir ve alacağını icra yoluyla tahsil etme imkanını yeniden elde eder.

Kısacası itirazın iptali davası, borçlunun itirazı nedeniyle duran ilamsız icra takibinin devamını sağlamak ve alacağın varlığını mahkeme kararıyla ortaya koymak amacıyla açılan bir dava türüdür. Buna karşılık borçlu olmadığını ileri süren kişiler ise şartları varsa menfi tespit davası açarak borçlu olmadıklarının tespitini talep edebilir.

İtirazın İptali Davası Hangi Durumlarda Açılır?

İtirazın İptali Davası Süreci

Her ilamsız icra takibinde itirazın iptali davası açılması gerekmez. Bu dava, yalnızca borçlunun icra takibine süresi içerisinde itiraz etmesi ve bu itiraz nedeniyle takibin durması halinde gündeme gelir.

Süreci daha kolay anlayabilmek için aşağıdaki sırayı takip etmek faydalı olacaktır:

1. İlamsız İcra Takibi Başlatılır

Alacaklı, para veya teminat alacağını tahsil edebilmek için icra dairesinde ilamsız icra takibi başlatır. Bu aşamada henüz mahkeme kararı bulunmaz.

2. Ödeme Emri Borçluya Tebliğ Edilir

İcra dairesi tarafından düzenlenen ödeme emri borçluya gönderilir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden sonra kanunda öngörülen süre içerisinde ödeme yapabilir veya takibe itiraz edebilir.

3. Borçlu Takibe İtiraz Eder

Borçlu, borcun bulunmadığını, borcun ödendiğini, miktarın hatalı olduğunu veya başka bir nedenle takibin haksız olduğunu ileri sürerek icra takibine itiraz edebilir. İtirazın süresi içinde yapılması halinde hukuki sonuç doğurur.

4. İcra Takibi Durur

Borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine ilamsız icra takibi kendiliğinden durur. Alacaklı artık haciz talep edemez ve takip işlemlerine devam edemez.

5. Alacaklı İtirazın İptali Davası Açar

Alacaklı, borçlunun itirazının haksız olduğunu düşünüyorsa mahkemeye başvurarak itirazın iptali davası açabilir. Bu davada mahkemeden, itirazın iptal edilmesi ve duran icra takibinin devamına karar verilmesi talep edilir.

Kısaca ifade etmek gerekirse, itirazın iptali davası borçlunun yaptığı itiraz nedeniyle duran bir ilamsız icra takibinin bulunduğu durumlarda açılır. Eğer borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse veya alacaklı farklı bir hukuki yol tercih etmişse bu davanın açılmasına gerek kalmayabilir.

Bazı durumlarda alacaklılar, borçlunun malvarlığını kaçırma ihtimaline karşı alacaklarını güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talebinde de bulunabilmektedir.

İtirazın İptali Davasının Şartları Nelerdir?

İtirazın iptali davası, belirli maddi ve usuli şartların birlikte sağlanması halinde açılabilir. Bu şartların eksik olması durumunda dava esas yönünden veya usulden reddedilebilir. Bu nedenle dava açılmadan önce hem takibin hem de dava şartlarının dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

İtirazın iptali davasının açılabilmesi için gerekli şartlar genel olarak maddi şartlar ve usuli şartlar olmak üzere iki grupta incelenebilir.

Maddi Şartlar

  • Geçerli ve Usulüne Uygun Bir İlamsız İcra Takibinin Bulunması: İtirazın iptali davasının açılabilmesi için öncelikle usulüne uygun şekilde başlatılmış bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. Takibe konu alacak ilamsız icra yoluyla tahsil edilmek istenmiş olmalı ve ödeme emri borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmalıdır.
  • Borçlunun Süresinde Yapılmış Geçerli Bir İtirazının Bulunması: Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde icra dairesine başvurarak borca, faize, yetkiye veya takibin tamamına yönelik itiraz etmiş olmalıdır. Süresinde yapılan bu itiraz, ilamsız icra takibini durdurur ve alacaklıya itirazın iptali davası açma imkânı verir.
  • Takibe Konu Alacağın Hukuken Mevcut Olması: İtirazın iptali davasında mahkemenin inceleyeceği temel husus, alacağın gerçekten mevcut olup olmadığıdır. Bu nedenle alacaklı, takip konusu alacağın doğduğunu, muaccel olduğunu ve borçlu tarafından ödenmediğini ispat edebilmelidir.

Usuli Şartlar ve Süreler

  • Davacının Hukuki Yararının Bulunması: Her davada olduğu gibi itirazın iptali davasında da davacının hukuki yararının bulunması gerekir. Alacak başka bir şekilde tahsil edilmişse veya dava açılmasını gerektiren hukuki menfaat ortadan kalkmışsa dava reddedilebilir.
  • Davanın Bir Yıllık Süre İçinde Açılması: İtirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Sürenin nasıl hesaplandığı ve sürenin kaçırılması halinde ortaya çıkacak sonuçlar aşağıdaki “İtirazın İptali Dava Açma Süresi ve Zamanaşımı” başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanacaktır.
  • Zorunlu Arabuluculuk Şartının Yerine Getirilmesi: Uyuşmazlığın niteliğine göre dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekebilir. Zorunlu arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlıkta bu şart yerine getirilmeden dava açılması halinde dava usulden reddedilebilir.
  • Dava Şartlarının Mevcut Olması: Dava açıldığı tarihte kesin hüküm, derdestlik veya benzeri dava şartı eksikliklerinin bulunmaması gerekir. Mahkeme bu hususları kendiliğinden dikkate alır.

İtirazın İptali Dava Açma Süresi ve Zamanaşımı

İtirazın iptali davasında en sık yapılan hatalardan biri, dava açma süresi ile zamanaşımı süresinin birbirine karıştırılmasıdır. Oysa bu iki kavram farklı hukuki sonuçlar doğurur.

İtirazın İptali Davası Açma Süresi Ne Kadardır?

İİK 67. maddesine göre itirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir.

Bir yıllık sürenin amacı, duran icra takibinin uzun süre belirsizlik içinde kalmasını önlemek ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin makul bir süre içerisinde açıklığa kavuşmasını sağlamaktır.

İtirazın İptali Davası Açma Süresi Ne Zaman Başlar?

Bir yıllık süre, borçlunun itiraz ettiği tarihte değil, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihte işlemeye başlar. Bu nedenle süre hesabı yapılırken tebliğ tarihi esas alınmalıdır.

1 Yıl İçinde İtirazın İptali Davası Açılmaması Halinde Ne Olur?

Bir yıllık süre içinde dava açılmazsa alacaklı, itirazın iptali davası açma hakkını kaybeder. Ancak bu durum her zaman alacağın ortadan kalktığı anlamına gelmez. Alacağın niteliğine göre genel hükümlere dayanılarak alacak davası açılması mümkün olabilir.

İtirazın İptali Davasında Zamanaşımı Süresi

İtirazın iptali davasında uygulanacak zamanaşımı süresi, takibe konu alacağın türüne göre belirlenir. Bu nedenle her uyuşmazlıkta aynı zamanaşımı süresinin uygulanması söz konusu değildir.

Örneğin;

  • Kira alacaklarında farklı,
  • Ticari alacaklarda farklı,
  • Hizmet sözleşmesinden doğan alacaklarda farklı,
  • Genel nitelikli alacaklarda farklı zamanaşımı süreleri uygulanabilir.

Bir Yıllık Süre ile Zamanaşımı Arasındaki Fark

Uygulamada en çok karıştırılan konu, bir yıllık dava açma süresi ile zamanaşımı süresi arasındaki farktır.

Bir Yıllık SüreZamanaşımı Süresi
Hak düşürücü süre niteliğindedir.Alacağın türüne göre değişir.
İİK m.67’de düzenlenmiştir.İlgili kanun hükümlerinden kaynaklanır.
Mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır.Kural olarak borçlu tarafından ileri sürülmelidir.
Sürenin kaçırılması halinde itirazın iptali davası açılamaz.Zamanaşımı savunması alacağın tahsilini etkileyebilir.

📌 Bu nedenle bir yıllık dava açma süresi ile zamanaşımı süresinin aynı kavramlar olmadığı ve farklı sonuçlar doğurduğu unutulmamalıdır.

İtirazın İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

İtirazın iptali davasında görevli mahkeme, takibe konu alacağın niteliğine göre belirlenir. Bu nedenle davanın hangi mahkemede açılacağı, alacağın ticari işten, iş ilişkisinden, tüketici işleminden veya genel bir borç ilişkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığına göre değişebilir.

Aşağıdaki tablo, uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar bakımından görevli mahkemeleri göstermektedir:

Uyuşmazlık TürüGörevli Mahkeme
Ticari alacakAsliye Ticaret Mahkemesi
İşçilik alacağıİş Mahkemesi
Tüketici işlemiTüketici Mahkemesi
Genel alacakAsliye Hukuk Mahkemesi

Örneğin ücret alacağı, kıdem tazminatı ve diğer işçi alacaklarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda açılan itirazın iptali davalarında görevli mahkeme İş Mahkemesidir.

İtirazın iptali davasında yetkili mahkeme ise kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak alacağın kaynağına göre kanunda özel yetki kuralları öngörülmüş olabilir. Bu nedenle dava açılmadan önce hem görevli hem de yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi önem taşır.

Yanlış mahkemede açılan davalar, yargılama sürecinin uzamasına ve ek masraflara neden olabileceğinden, dava açılmadan önce hukuki değerlendirme yapılması faydalı olacaktır.

İtirazın İptali Davasında Arabuluculuk Zorunlu Mudur?

İtirazın iptali davasında arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Başka bir ifadeyle, her itirazın iptali davasında arabuluculuğa başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık bir ticari alacaktan kaynaklanıyorsa ve dava konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkinse, dava açılmadan önce kural olarak zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.

Benzer şekilde, işçi veya işveren alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda da itirazın iptali davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan doğrudan dava açılması mümkün değildir.

Tüketici işlemlerinden kaynaklanan bazı para alacaklarında da dava şartı arabuluculuk uygulanabilmektedir. Bu nedenle tüketici uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Buna karşılık, kanunen zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunmayan uyuşmazlıklarda alacaklı doğrudan itirazın iptali davası açabilir.

Zorunlu arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlıkta bu süreç tamamlanmadan dava açılması halinde mahkeme davanın esasına girmez. Bu durumda dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilebilir. Bu nedenle dava açılmadan önce uyuşmazlığın arabuluculuk kapsamında olup olmadığının kontrol edilmesi önem taşır.

İtirazın İptali Davasında İspat Yükü ve Deliller

İtirazın iptali davasında mahkeme, takibe konu alacağın gerçekten mevcut olup olmadığını inceler. Bu nedenle tarafların iddialarını uygun delillerle desteklemesi büyük önem taşır. Özellikle alacaklı, takip konusu alacağın varlığını ve miktarını ispat etmekle yükümlüdür.

İtirazın İptali Davasında İspat Yükü Kime Aittir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesine göre ispat yükü, iddiasından lehine sonuç çıkarmak isteyen tarafa aittir. Bu nedenle itirazın iptali davasında kural olarak alacaklı, takip konusu alacağın varlığını ispat etmek zorundadır.

Ancak borçlu ödeme yaptığını, borcun sona erdiğini veya başka bir sebeple sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürüyorsa, bu iddialarını da kendisi ispat etmelidir.

İtirazın İptali Davasında Deliller

İtirazın iptali davasında kullanılabilecek deliller, uyuşmazlığın niteliğine göre değişebilir. Uygulamada en sık başvurulan deliller şunlardır:

  • Sözleşmeler
  • Senetler
  • Faturalar
  • Karşılıksız çekler
  • Cari hesap kayıtları
  • Teslim tutanakları
  • İhtarname ve yazışmalar
  • Banka kayıtları ve dekontlar

Özellikle yazılı belgeler, alacağın ispatında önemli bir rol oynar. Ticari hayatta sıkça karşılaşılan karşılıksız çek uyuşmazlıklarında da çek asılları, banka kayıtları ve ilgili ticari belgeler önemli deliller arasında yer alır.

Ticari Defterler ve Elektronik Kayıtlar

Ticari uyuşmazlıklarda tarafların ticari defterleri, e-fatura kayıtları, e-postalar ve diğer elektronik veriler de delil olarak değerlendirilebilir. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre bu kayıtların alacağın varlığını ispat edip etmediğini inceleyecektir.

Tanık ve Bilirkişi İncelemesi

Uyuşmazlığın niteliğine göre tanık dinlenmesi veya bilirkişi incelemesi yapılması da mümkündür. Özellikle teknik hesaplama gerektiren alacaklarda, cari hesap uyuşmazlıklarında veya ticari kayıtların incelenmesini gerektiren durumlarda bilirkişiye başvurulabilir.

Tanık beyanları ise olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, diğer delillerle birlikte mahkeme tarafından takdir edilir.

İtirazın İptali Davasında İcra İnkar Tazminatı

İcra inkar tazminatı, itirazın iptali davalarında alacaklılar açısından en önemli konulardan biridir. Kanun koyucu, haksız yere borca itiraz ederek takibin uzamasına neden olan borçluların belirli şartlar altında tazminat ödemesini öngörmüştür.

İcra İnkar Tazminatı Nedir?

İcra inkar tazminatı, borçlunun haksız itirazı nedeniyle alacaklının uğradığı gecikmeyi telafi etmeyi amaçlayan bir tazminat türüdür. İtirazın iptali davasının alacaklı lehine sonuçlanması halinde mahkeme, gerekli şartların bulunması durumunda borçlunun icra inkar tazminatı ödemesine karar verebilir.

Hangi Şartlarda Talep Edilebilir?

İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için genel olarak aşağıdaki şartların bulunması gerekir:

  • Borçlu tarafından ilamsız icra takibine itiraz edilmiş olması,
  • Açılan itirazın iptali davasının alacaklı lehine sonuçlanması,
  • Alacağın likit olması,
  • Alacaklının dava sırasında icra inkar tazminatı talebinde bulunması.

Bu şartlardan birinin eksik olması halinde mahkeme icra inkar tazminatına hükmetmeyebilir.

Likit Alacak Ne Demektir?

Likit alacak, miktarı belirli olan veya basit bir hesaplama ile kolayca belirlenebilen alacaktır. Başka bir ifadeyle, borçlu tarafından alacağın tutarının önceden bilinebilir olması gerekir.

Örneğin belirli tutarlı bir fatura alacağı, senet bedeli veya sözleşmede açıkça kararlaştırılmış bir para borcu çoğu durumda likit alacak olarak kabul edilir. Buna karşılık kapsamlı hesaplama veya bilirkişi incelemesi gerektiren bazı alacaklar likit kabul edilmeyebilir.

İcra İnkar Tazminatı Ne Kadar Olur?

İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre mahkeme, şartların oluşması halinde borçluyu reddedilen veya hüküm altına alınan alacağın yüzde yirmisinden (%20) aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edebilir.

Tazminatın miktarı her somut olayın özelliklerine göre mahkeme tarafından belirlenir. Bu nedenle her davada aynı oranda tazminata hükmedileceği söylenemez. Ancak uygulamada icra inkar tazminatı, borçlu açısından önemli bir mali sonuç doğurabildiğinden, icra takibine itiraz edilmeden önce alacağın ve itiraz sebeplerinin dikkatle değerlendirilmesi gerekir.

İtirazın İptali Davasında Kötü Niyet Tazminatı

İtirazın iptali davasında yalnızca alacaklı değil, bazı durumlarda borçlu da tazminat talebinde bulunabilir. Alacaklının haksız veya kötü niyetli şekilde icra takibi başlatması ve davada haksız çıkması halinde, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi mümkündür.

Ancak davanın reddedilmesi tek başına kötü niyet tazminatı için yeterli değildir. Mahkeme, alacaklının takip başlatırken kötü niyetli davranıp davranmadığını somut olayın özelliklerine göre değerlendirir.

İcra İnkar Tazminatı ile Kötü Niyet Tazminatı Arasındaki Fark

İcra İnkar TazminatıKötü Niyet Tazminatı
Alacaklı lehine hükmedilir.Borçlu lehine hükmedilir.
Haksız itiraz eden borçluyu hedef alır.Haksız veya kötü niyetli takip başlatan alacaklıyı hedef alır.
Davanın alacaklı lehine sonuçlanması gerekir.Davanın borçlu lehine sonuçlanması gerekir.
Alacaklı tarafından talep edilir.Borçlu tarafından talep edilir.

Bu nedenle itirazın iptali davalarında tazminat yalnızca alacaklı lehine gündeme gelmez; şartların oluşması halinde borçlu da kötü niyet tazminatı talep edebilir.

İtirazın İptali Davası Sonunda Verilebilecek Kararlar

Mahkeme, itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını, sunulan delilleri ve dosya kapsamını değerlendirerek çeşitli kararlar verebilir. Verilecek kararın türü, alacağın varlığına ve ispat durumuna göre değişir.

Davanın Kabulü

Mahkeme, alacağın mevcut olduğu ve borçlunun itirazının haksız olduğu sonucuna varırsa davanın kabulüne karar verir. Bu durumda borçlunun itirazı hükümsüz hale gelir ve durmuş olan icra takibi devam eder.

Şartların oluşması halinde mahkeme ayrıca borçlunun icra inkar tazminatı ödemesine de karar verebilir.

Davanın Kısmen Kabulü

Bazı durumlarda mahkeme, alacağın yalnızca belirli bir kısmının ispatlandığı kanaatine ulaşabilir. Bu durumda dava kısmen kabul edilir.

Örneğin takip konusu alacağın bir bölümü haklı bulunurken kalan kısmı reddedilebilir. Bu durumda icra takibi yalnızca kabul edilen miktar üzerinden devam eder.

Davanın Reddi

Mahkeme, alacaklının iddialarını ispatlayamadığı veya takip konusu alacağın mevcut olmadığı sonucuna ulaşırsa davanın reddine karar verir.

Davanın reddi halinde itirazın iptali talebi kabul edilmez ve alacaklı, bu dava yoluyla durmuş olan takibi devam ettiremez. Somut olayın özelliklerine göre borçlu lehine kötü niyet tazminatı da gündeme gelebilir.

Takibin Devamına Karar Verilmesi

İtirazın iptali davasının kabul edilmesinin en önemli sonucu, durmuş olan icra takibinin devam etmesidir. Böylece alacaklı, haciz ve satış gibi takip işlemlerini sürdürme imkanına yeniden kavuşur.

Takip, kural olarak dava açılmadan önce bulunduğu aşamadan itibaren devam eder.

Tazminata Hükmedilmesi

Mahkeme, şartların oluşması halinde taraflardan biri lehine tazminata da hükmedebilir.

Örneğin borçlunun haksız itiraz ettiği tespit edilirse alacaklı lehine icra inkar tazminatına karar verilebilir. Buna karşılık alacaklının kötü niyetli veya haksız takip başlattığı durumlarda borçlu lehine kötü niyet tazminatı gündeme gelebilir.

İtirazın İptali Davası Kısmi Olarak Açılabilir mi?

Evet, itirazın iptali davası alacağın tamamı için açılabileceği gibi yalnızca belirli bir kısmı için de açılabilir. Alacaklı, takip konusu alacağın tamamını dava konusu yapmak zorunda değildir.

Ancak kısmi dava açılması halinde mahkeme yalnızca talep edilen kısım hakkında inceleme yapar. Bu nedenle dava stratejisi belirlenirken alacağın niteliği ve dosyanın özellikleri dikkatle değerlendirilmelidir.

İtirazın İptali Kararı Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?

Kural olarak, itirazın iptali davası sonunda verilen kararın icra takibine devam edilebilmesi için kesinleşmesi gerekmez. Mahkemenin davayı kabul etmesi halinde, durmuş olan icra takibi kaldığı yerden devam edebilir.

Bu konuda sık yapılan yanlışlardan biri, her mahkeme kararının icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerektiğinin düşünülmesidir. Oysa itirazın iptali kararı, kural olarak kesinleşmesi gereken kararlardan değildir.

Ancak kararın istinaf veya temyiz edilmesi halinde dosyanın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkabileceğinden, somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

İtirazın İptali Davasında Tehiri İcra Kararı Alınabilir Mi?

Evet. İtirazın iptali davasında verilen kararın kanun yoluna taşınması halinde, gerekli şartların bulunması durumunda tehiri icra (icranın geri bırakılması) talep edilebilir.

Tehiri icra kararı verilmesi halinde, kararın icrası kanun yolu incelemesi sonuçlanıncaya kadar geçici olarak durabilir. Ancak bunun için kanunda öngörülen şartların yerine getirilmesi gerekir.

İtirazın İptali Davası Süresi Ne Kadardır?

İtirazın iptali davası süresi, uyuşmazlığın niteliğine ve dosyanın özelliklerine göre değişiklik gösterir. Bu nedenle her dava için kesin bir süre vermek mümkün değildir.

Uygulamada, ilk derece mahkemesinde görülen bir itirazın iptali davası çoğu zaman yaklaşık 1 ila 2 yıl içerisinde sonuçlanmaktadır. Ancak bu süre;

  • Bilirkişi incelemesi yapılması,
  • Çok sayıda delilin incelenmesi,
  • Tanık dinlenmesi,
  • Ticari defterlerin incelenmesi,
  • Mahkemenin iş yoğunluğu

gibi nedenlerle uzayabilmektedir.

Kararın istinaf edilmesi halinde dosyanın kesin olarak sonuçlanması için ek süre gerekebilir. İstinaf incelemelerinin ortalama yaklaşık bir yıl sürebildiği görülmektedir. Dosyanın temyiz incelemesine gitmesi halinde toplam yargılama süresi daha da uzayabilir.

Buna karşılık, alacağın yazılı belgelerle kolayca ispatlanabildiği ve bilirkişi incelemesi gerektirmeyen dosyalarda davanın daha kısa sürede sonuçlanması mümkündür.

📌 Bu nedenle itirazın iptali davasının süresi hakkında net bir rakam vermek mümkün olmasa da, dosyanın ilk derece mahkemesi, istinaf ve temyiz aşamaları birlikte değerlendirildiğinde sürecin birkaç aydan birkaç yıla kadar uzayabileceği söylenebilir.

İtirazın İptali Davasında Harç, Masraf ve Vekalet Ücreti

İtirazın iptali davası açılırken ve yargılama sürecinde bazı harç ve giderlerin ödenmesi gerekir. Bu giderlerin miktarı, dava konusu alacağın tutarına ve dosyada yapılacak işlemlere göre değişiklik gösterebilir.

Başlıca yargılama giderleri şunlardır:

  • Başvuru harcı: Dava açılırken ödenen harçtır.
  • Peşin harç: Dava değerine göre hesaplanan harcın dava başında ödenen kısmıdır.
  • Gider avansı: Tebligat ve diğer yargılama işlemleri için yatırılır.
  • Bilirkişi giderleri: Dosyada bilirkişi incelemesi yapılması halinde ortaya çıkabilir.
  • Vekalet ücreti: Tarafların avukatla temsil edilmesi halinde gündeme gelir.
  • Yargılama giderleri: Dava sürecinde yapılan diğer masrafları kapsar.

Kural olarak davayı kaybeden taraf, yargılama giderleri ile karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinden sorumlu tutulur.

İtirazın İptali Davasında Dava Değeri Nasıl Belirlenir?

İtirazın iptali davasında dava değeri, kural olarak icra takibine konu edilen ve hakkında itiraz bulunan alacak miktarı üzerinden belirlenir. Dava harçları ve bazı yargılama giderleri de bu değer esas alınarak hesaplanır.

İtirazın İptali Davasında Harca Esas Değer Nedir?

Harca esas değer, mahkeme harçlarının hesaplanmasında dikkate alınan dava değeridir. İtirazın iptali davasında bu değer genellikle itiraza konu edilen alacak tutarıdır. Ancak somut olayın özelliklerine göre farklı değerlendirmeler yapılabileceğinden, dava açılmadan önce harca esas değerin doğru şekilde belirlenmesi önem taşır.

İtirazın İptali Dava Dilekçesi ve Cevap Dilekçesi Örneği

İtirazın iptali davası, alacaklı tarafından hazırlanan dava dilekçesi ile açılır. Borçlu ise mahkeme tarafından gönderilen dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunarak savunmalarını ileri sürebilir.

Aşağıda, uygulamada kullanılan dilekçelerin temel yapısını göstermek amacıyla hazırlanmış kısa örnekler yer almaktadır.

İtirazın İptali Dava Dilekçesi Örneği

… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

DAVACI      : (Alacaklının adı soyadı/unvanı)

DAVALI      : (Borçlunun adı soyadı/unvanı)

KONU        : İtirazın iptali talebinden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

1. Davalı aleyhine … İcra Müdürlüğünün … E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır.

2. Davalı, takip konusu borca süresi içerisinde itiraz etmiş ve takip durmuştur.

3. Takibe konu alacak mevcut olup borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmamıştır.

HUKUKİ NEDENLER :

İİK m.67 ve ilgili mevzuat.

SONUÇ VE TALEP :

Davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve şartları varsa icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.

İtirazın İptali Cevap Dilekçesi Örneği

… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

DAVALI      : (Borçlunun adı soyadı/unvanı)

DAVACI      : (Alacaklının adı soyadı/unvanı)

KONU        : Davaya karşı cevaplarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

1. Davacının iddia ettiği alacak mevcut değildir / ödenmiştir / zamanaşımına uğramıştır.

2. Takibe konu talep hukuki dayanaktan yoksundur.

3. Davacının iddialarını ispatlaması gerekmektedir.

SONUÇ VE TALEP :

Haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.

Bu örnekler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. İtirazın iptali dava dilekçesi ve itirazın iptali cevap dilekçesi, her dosyanın özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Yanlış veya eksik hazırlanan dilekçeler hak kayıplarına yol açabileceğinden, dava açmadan veya savunma hazırlamadan önce hukuki destek alınması önem taşır.

İtirazın İptali Davası ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki Farklar

İtirazın İptali ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki Farklar

Borçlunun ilamsız icra takibine itiraz etmesi halinde alacaklının başvurabileceği iki temel yol bulunmaktadır: itirazın iptali davası ve itirazın kaldırılması yolu. Her iki yolun amacı duran icra takibinin devamını sağlamak olsa da, uygulanma şartları ve yargılama usulleri bakımından önemli farklılıklar vardır.

İtirazın Kaldırılması Nedir?

İtirazın kaldırılması, borçlunun itirazı üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak amacıyla icra mahkemesinde yürütülen özel bir hukuki yoldur. Ancak bu yola başvurulabilmesi için alacaklının kanunda öngörülen nitelikte yazılı belgelere sahip olması gerekir.

Alacaklının elinde itirazın kaldırılmasına elverişli bir belge bulunmuyorsa, genel mahkemelerde itirazın iptali davası açılması gerekir.

İtirazın İptali ile İtirazın Kaldırılması Arasındaki Farklar

Kriterİtirazın İptaliİtirazın Kaldırılması
Başvuru YeriGenel görevli mahkemelerİcra Mahkemesi
Delil DurumuHer türlü delille ispat mümkündürKanunda belirtilen yazılı belgelere dayanılmalıdır
Süreİtirazın tebliğinden itibaren 1 yılİtirazın tebliğinden itibaren dayanılan belge türüne göre 6 ay veya 1 yıl
İnceleme KapsamıAlacağın varlığı ayrıntılı şekilde incelenirDaha sınırlı ve belge odaklı inceleme yapılır

Hangi yolun tercih edilmesi gerektiği, büyük ölçüde alacaklının elindeki delillere ve uyuşmazlığın özelliklerine bağlıdır. Elverişli yazılı belgelerin bulunduğu durumlarda itirazın kaldırılması daha hızlı sonuç verebilirken, belgeyle ispatın mümkün olmadığı veya kapsamlı inceleme gerektiren uyuşmazlıklarda itirazın iptali davası tercih edilmektedir.

İtirazın İptali Davalarında Sık Yapılan Hatalar

İtirazın iptali davasında haklı bir alacağa sahip olunması her zaman davanın kazanılacağı anlamına gelmez. Uygulamada bazı usul hataları, alacaklıların hak kaybına uğramasına neden olabilmektedir. En sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Bir yıllık dava açma süresinin kaçırılması: İtirazın iptali davası kanunda öngörülen süre içerisinde açılmalıdır. Sürenin kaçırılması, bu dava yoluna başvurma imkanını ortadan kaldırabilir.
  • Yanlış mahkemede dava açılması: Uyuşmazlığın niteliğine göre görevli mahkemenin değişebileceği gözden kaçırılmamalıdır. Yanlış mahkemede açılan davalar zaman ve maliyet kaybına yol açabilir.
  • Zorunlu arabuluculuğun göz ardı edilmesi: Arabuluculuğun dava şartı olduğu uyuşmazlıklarda bu süreç tamamlanmadan dava açılması, davanın usulden reddedilmesine neden olabilir.
  • İcra inkar tazminatının talep edilmemesi: Şartları bulunmasına rağmen dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebine yer verilmemesi önemli bir hak kaybı yaratabilir.
  • Delillerin eksik veya yetersiz sunulması: Alacağın varlığını ispatlayan sözleşme, fatura, dekont, ticari kayıt ve benzeri delillerin zamanında sunulmaması davanın sonucunu olumsuz etkileyebilir.

Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce sürelerin, görev kurallarının ve mevcut delillerin dikkatle değerlendirilmesi büyük önem taşır.

İtirazın İptali Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular

❓ İtirazın iptali davası açma süresi ne kadardır?

✍️ İtirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan, sürenin kaçırılması halinde itirazın iptali davası açma hakkı kaybedilebilir.

❓ İtirazın iptali davası açılmazsa ne olur?

✍️ Borçlunun itirazı üzerine duran ilamsız icra takibinin devam edebilmesi için alacaklının kanunda öngörülen yollardan birine başvurması gerekir. İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açılmazsa, bu dava yoluna başvurma hakkı kaybedilir. Ancak bu durum alacağın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Şartları varsa alacaklı genel hükümlere göre alacak davası açabilir.

❓ İtirazın iptali davası belirsiz alacak davası olarak açılabilir mi?

✍️ Belirsiz alacak davası açılabilmesi için alacak miktarının dava tarihinde objektif olarak belirlenememesi gerekir. İtirazın iptali davasında ise çoğu zaman icra takibine konu edilen alacak miktarı belirli olduğundan, bu davalar genellikle belirsiz alacak davası olarak açılamaz. Ancak somut olayın özelliklerine göre alacak miktarının başlangıçta tam olarak belirlenemediği istisnai durumlarda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür.

❓ İtirazın iptali davası ne kadar sürer?

✍️ Davanın süresi; mahkemenin iş yoğunluğuna, dosyadaki delillere, bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediğine ve kanun yollarına başvurulup başvurulmadığına göre değişebilir. Bu nedenle kesin bir süre vermek mümkün değildir.

❓ İtirazın iptali davası reddedilirse ne olur?

✍️ Mahkemenin davayı reddetmesi halinde alacaklı, bu dava yoluyla durmuş olan icra takibini devam ettiremez. Ayrıca somut olayın özelliklerine göre borçlu lehine kötü niyet tazminatına da hükmedilebilir.

❓ İcra inkar tazminatı ne kadar olur?

✍️ İcra ve İflas Kanunu’na göre, gerekli şartların oluşması halinde mahkeme borçluyu alacak miktarının yüzde yirmisinden (%20) az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkûm edebilir.

❓ İtirazın iptali kararı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?

✍️ Kural olarak evet. Mahkemenin itirazın iptaline karar vermesi halinde, kararın kesinleşmesi beklenmeden icra takibine devam edilmesi mümkündür. Ancak somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki değerlendirmeler yapılabileceğinden, dosyanın ayrıca incelenmesi gerekebilir.

❓ İtirazın iptali davasında tanık dinlenir mi?

✍️ Evet. İtirazın iptali davasında tanık dinlenmesi mümkündür. Ancak bazı uyuşmazlıklarda alacağın yazılı delillerle ispatlanması gerektiğinden, tanık beyanı tek başına yeterli olmayabilir.